Karaciğer Nakli

Yazdır

Karaciğer Nakli Genel Bakış

Günümüzde 17.000 den fazla insan ABD de karaciğer nakli beklemektedir. Yılda ortalama yapılan nakil sayısı ise 5500 civarındadır.

Karaciğer, böbreklerden sonra en fazla transplantasyonu yapılan organdır. Bizim ülkemizde dahil olmak üzere birçok ülkede karaciğer hastalıkları sık görülen ve ciddi bir sorunu oluşturmaktadır. Karaciğer transplant adaylarının ve ailelerinin alıcıların karşılaşabilecekleri sorunları ve komplikasyonları tanımaları ve bulgularını yorumlayıp doktorlarını haberdar edebilmeleri için nakil ile ilgili temel bilgilere sahip olmaları gerekir.

Bazı temel kavramlar şunlardır

Karaciğer donörü karaciğerinin bir parçasını veya tamamını bekleyen hastaya bağışlayan kişidir. Donörler genellikle organlarını bağışlamak isteyen hayatını kaybetmiş kişilerdir. Bazı insanlar hayattayken bir bölüm karaciğerini diğer bir kişiye (genellikle akraba) bağışlayabilir.

Ortotopik karaciğer transplantasyonu hastalıklı karaciğerin hastadan alınmasını ve sağlıklı karaciğerin aynı bölgeye takılmasını tarif eder. Bu durumda karaciğer donörü yakın zamanda hayatını kaybetmiş bir kişidir. Karaciğer naklinde en sık kullanılan yöntemdir.

Canlı vericili karaciğer naklinde sağlıklı bir kişi bir kısım karaciğerini alıcıya bağışlar. Bu ameliyat giderek daha çok başarılı olmakta ve organ kısıtlılığının bir çözümü olmaktadır. Çocuklarda çok sıklıkla yapılır çünkü çocuğa uyumlu boyutta karaciğer nakledebilmek zaten çok zordur.

Vücudun karaciğeri sağlam olmalıdır. Karaciğer karında sağ tarafta kaburgaların altında bulunur. Birçok hayati fonksiyonu bulunmaktadır.

Vucutta bir fabrika gibi çalışır.

  1. Glikoz metabolizması: enerji kaynağı ve temel şeker
  2. Protein : Temel vücüt yapı taşı
  3. Pıhtılaşma faktörleri
  4. Safra: Safra kesesinde depo edilen ve yağlar ve vitaminlerin emilmesini sağlayan sıvı

Vücuttakien büyük solid organ olarak karaciğer vitamin ve minerallerin depolanması için idealdir. Filtre görevi yapar, kanın zehirli maddelerini temizler. En nihayet vücuda alınan gıdaların metabolizmasını ve detoksifikasyonunu sağlar. Bu temel fonksiyonlar bozulunca karaciğer hastalığı ortaya çıkar. Hastanın sağlığını ve yaşam kalitesini karaciğer hasarı ciddi olarak etkilediğinde karaciğer nakli gerekli olur.

En ciddi ihtiyacı olan hastanın tespiti:Klinik ve labratuvar yöntemleri kullanarak en kritik nakil gerektiren hasta tespit edilir. Önceleri karaciğer nakli bekleyen hastalar hastalığın şiddet derecesine göre status 1, 2A,2B ve 3 olarak sınıflandırılıyordu. Status 1 aynı kalarak günümüzde bu amaçla erişkin hastalarda MELD çocuklarda PELD skorlama sistemi kullanılır.

  • Status 1: (akut şiddetli hastalık) Karaciğer nakliolmaksızın 7 günden fazla yaşama ihtimali olmayan, son zamanlarda ortaya çıkmış ve yoğun bakımda bakılan hastaları tanımlar
  • MELD skoru: Bu sistem eğer karaciğer nakli olmazsa 3 ay içinde ölüm ihtimali üzerine kurulmuştur, mümkün olduğunca objektif olabilmesi için laboratuvar verilerine dayandırılmıştır.
  • Kreatinin bilirubin ve INR (kan pıhtılaşma zamanı testi) kullanılarak hesaplanır. Skor 6-40 arasında değişebilir. Aynı MELD skoruna sahip iki hasta olduğunda bekleme listesinde geçirilen zaman karar v erdiricidir.
  • PELD skoru: Bu sistem karaciğer nakli yapılamayacak olursa 3 ay içinde hayatını kaybetme riskini hesaplamaya yöneliktir. PELD skoru labratuvar verileri ve büyüme parametrelerine dayanarak hesaplanır. Albumin, bilirubin ve INR değerleri ile hesaplanır. 6-40 arasında değişebilecek değerleri tespit edebilmek için yukarıdaki veriler ve büyüme geriliği derecesi bir arada kullanılır. Aynı erişkinde olduğu gibi aynı boyuttaki ve aynı PELD değerine sahip iki hastaya bir karaciğer nakli gerektiğinde en uzun süreli bekleyen öncelik olacaktır.
  • Bu sistem içinde karaciğerler önce status 1 olan hastaya sunulur daha sonra MELD veya PELD’e bakılır. Eğer lokal alıcı yoksa, bölgesel ve daha sonra ulusal seviyede alıcı araştırması yapılır.
  • Status 7 (inaktif): geçici olarak transplant için uygun olmayan hastayı tanımlar.

Kime karaciğer nakli yapılamaz: Aşağıdaki durumlardan herhangi birinin varlığında karaciğer nakli yapmamak gerekir.

  • Alkol veya madde kullanımı
  • Kanser
  • İleri akciğer ve kalp hastalığı
  • Enfeksiyonlar
  • HIV
  • Masif karaciğer yetmezliği: Beyin ödeminin çok aşırı olduğu bir durumda karaciğer nakli yapılmaz

 

Transplantasyon ekibi: Eğer karaciğer nakli gerekli olursa hasta transplant ekibi tarafından değerlendirmeye alınır. Genellikle hastalar karaciğer dışında sağlığı yerinde olanlardır

  • Transplant ekibi koordinatör, hepatolojist ve cerrahdan oluşur. Hastanın yaşına ve sağlığına bağlı olarak kardiyolog ve göğüs hastalıkları uzmanınada ihtiyaç olur.
  • Potansiyel alıcının psikiyatri tarafındanda görülmesi gerekir çünkü karaciğer nakli nedeni ile yaşamda bazı düzenlemeler yapmak gereği ortaya çıkabilir.
  • Transplantasyona kadar karaciğer hastalıkları uzmanı hastanın bakımını sağlar.
  • Sosyal hizmet uzmanı: Hastaya destek olmak amacıyla etrafında bulunan kişilerin olumlu katkılarının sağlanması bu uzmanın görevidir.Bazı ilaçların yan etkilerini kontrol altında tutmak ve hatta hastanın alacağı ilaçları denetlemek de bu görevler arasında sayılabilir.

Donörün bulunması: Hasta transplant için aday olarak kabul edildiğinde uygun donör arayışı başlar.Tüm hastalar merkezi bekleme listesine alınır. Donörler beyin ölümü meydana gelmiş travma hastalarıdır. Aynı kan grubundan ve benzer vucut ağırlığından donörler ile alıcılar eşleştirilir.

  • Donör organ azlığı ve kan grubu uyumu zorunluluğu nedeni ile bekleme zamanı uzun olabilir. Çok sık bulunan kan gruplarından hastaların şanslarıda bu sebepten daha az olmaktadır. Yoğun bakımda yatmakta olan ve ileri evre karaciğer hastalığı olan hastalar ancak öncelik kazanabilir.
  • Daha nadir bulunan kan gruplarından olan hastalarda daha hızlı karaciğer nakli şansı bulunma ihtimali yüksektir.
  • Yeni karaciğer için bekleme zamanı kan grubu, vücut ağırlığı ve acil ihtiyacın derecesine bağlıdır. Bekleme döneminde iyi bir fiziksel durumda olmak çok önemlidir. Diyet ve hafif egzersiz programlarını takip etmek gerekir. İlave olarak düzenli organ nakli ekibiyle görüşmelere devam edilir.Transplant sonrası immunosupresyona bağlı olarak gelişebilecek bazı bakteri ve virüsler için aşıları yapılır.

Canlı donörler:

Karaciğerinin bir parçasını vermek üzere hazır canlı donörü olan hastalar uzun bekleme listesi sorununu bu yolla aşabilirler. Bu operasyon canlı vericili karaciğer transplantasyonu olarak adlandırılır. Donörden majör bir karın cerrahisi ile karaciğerinin bir kısmının alınması gerekir (buna karaciğer allogrefti denir ve daha sonra transplante edilecek parçayı oluşturur) . Tekniklerin ilerlemesine bağlı olarak karaciğerin bir kısmının alınmasına bağlı ölüm oranı %1’in altına inmiştir. Bağışcıdan alınacak karaciğerin miktarı alıcının karaciğerinin güncel ağırlığının yarısı kadar olmalıdır. 6-8 hafta içinde hem bağışlanan hem de bağışcıda kalan karaciğerler büyüyerek normal ebatlarına ulaşırlar.

  • 1999’ a kadar canlıdan karaciğer nakli deneysel olarak kabul edilmişdi ancak şu anda kabul edilmiş bir metoddur, gelecektede kadavra organ azlığı nedeni ile daha sık olarak kullanılacak gibi görünmektedir.
  • Canlı donör nakli karaciğer hastalığının erken evrelerinde bile yapılabilme avantajına sahiptir.
  • Günümüzde sadece ciddi karaciğer yetmezliği bulguları olan hastalar için izin verilmektedir. Bunlar yüksek MELD veya PELD skorları olan veya evre 1 olarak sınıflanan yoğun bakımda bulunması gereken hastalardır.
  • Canlı donörü olan bir hasta evde hayatını idame edebilecek durumda bile olsa nakil olabilir. Canlı donör transplantasyonu giderek insidansı artan hepatit-C ve hızla nakil gerektiren karaciğer kanseri hastaları içindeyaygın olarak kullanılmaktadır.
  • Canlı donörden nakil yapılacak hastalar ile kadavra alıcılarının hazırlıkları aynıdır. Vericide kan testleri ve karaciğerin sağlığını gösteren görüntüleme çalışmaları yapılır. Canlı donörlerde aynı kadavrada olduğu gibi alıcılar ile aynı gruptan olmalıdır. 18-55 yaş aralığında sağlıklı karaciğere sahip ve cerrahiyi tolere edebilecek yapıda olmaları gerekir. Donör yaptığı bağışdan dolayı asla bir bedel talep edemez. Son olarak donörün iyi bir sosyal destek sistemi ile beraber hareket etmesi gereklidir. Karaciğer hastalığı olan veya alkol kullanan kişilerin karaciğer donörü olmalarına izin verilmez. Kronik sigara içiciler veya şişman ve gebeler yine bağışda bulunamazlar. Eğer potansiyel donör uygun kan grubunda değilse veya bu kriterleri karşılamıyorsa alıcı ulusal kadavra listesinden organ beklemeye devam eder.

Donör bulunduğunda

Kadavra donör karaciğeri bulunduğunda hasta hastaneye davet edilir. Bekleme listesinde olup sırası gelmiş tüm hastaların yanlarında bir telefon bulundurmaları hastaneye gelemelerinin çabuklaşması açısından önemlidir. Her ne kadar 24 saate kadar uzatılabilse bile donör karaciğeri fonksiyonları 8 saat içinde transplante edilirse en iyisi olur. Cerrahi öncesi kan testleri, idrar testleri, akciğer filmi ve EKG alınır, IV kateterler yerleştirilir. Reddi önlemek için steroid ve enfeksiyonu engellemek için antibiyotik başlanır. Yaklaşık cerrahi işlem 6-8 saat kadar sürer. Transplant sonrası hasta yoğun bakıma alınır.

Karaciğer nakli sebepleri

Karaciğer nakli gerektirecek birçok sebep vardır. Çeşitli sistemler geliştirerek cerrahiye olan ihtiyaç belirlenebilmektedir. Spesifik hastalık veya labratuvar ve klinik bulguların birlikte kullanıldığı iki çok kullanılan yöntem vardır. Karaciğer hastalığının tipi, kan test sonuçları, kişisel sağlık problemleri göz önüne alınarak transplant ekibi en uygun cerrahi yapılacak hastayı belirler. Erişkinlerde kronik aktif hepatit ve siroz (alkolik, bilier veya sebebi bilinmeyen) en sık transplantasyon gerektiren hastalıklardır. Çocuklarda ve 18 yaşından genç adolesanlarda safra kanallarının tam olmayan gelişimi demek olan bilier atrezi en sık sebebi oluşturur.

Labratuvar test değerleri ve klinik ve sağlık problemleri karaciğer nakli için kişinin seçilebilirliliğini değerlendirmede kullanılır.

  • Bazı klinik durumlara bağlı olarak doktorlar karaciğer nakli kararı verirler. Bu durumlar hastanın belirttiği sağlık problemleri veya tespit edilen klinik işaretler olabilir. Bu işaretler genellikle siroz denilen skar dokusunun oluşduğu zaman ortay çıkar. En sık klinik ve yaşam kalite belirteci olan gösterge asidir, erken evrelerde asid diüretiklerle ve diyetle (tuz azaltılması) kontrol edilir. Diğer ciddi bir bulgu hepatik ensefalopatidir. Mental konfuzyon, uyuşukluk, davranış bozukluğu ile kendini belli eder.. Asid ve ensefalopati kullanılan sınıflama sistemleri ile karaciğer hastalığının derecesini belirlemek için kullanılır.
  • Abdominal enfeksiyonlara bakteriyel peritonit denir. Bu yaşamı tehdit edici bir problemdir. Bakteri veya diğer organizmalar asid sıvısında çoğalınca bu hastalık oluşur.Karaciğerde skar yapan hastalık aynı zamanda karaciğerden olan kan akımınıda engeller ve karaciğerin ana kan damarlarında yüksek tansiyona neden olur. Buna bağlı ciddi kanamalar olur. Dalakta biriken kan organın büyümesine yol açar, bu da kan hücrelerinin harap eder. Yemek borusu ve midedeki venler genişler ve varisleşir. Bazen varisler kanar ve endoskopik olarak tedavi gerekebilir. Bu problemleri ilaçlarla kontrol etmek çok güç olabilir ve yaşamı tehdit eder. Bir sonraki aşamada doktorlar karaciğer naklini önerir.

 

Doktora ne zaman başvurmalı

Nakil sonrası erken dönemde kendinizi iyi hissetmediğiniz veya kullandığınız ilaçlarla ilgili bir şey danışmak istediğinizde doktorunuzu arayınız. Önceden olmayan yeni şikayetleriniz belirince de doktorunuzu aramalısınız. Bu problemler sıklıkla nakil öncesi dönemde görülebilir ve hastanın karaciğer hastalığının kötüleştiğini gösterir. Nakil sonrası dönemde de görülebilirler ve nakil edilen karaciğerin reddedildiğinin bir işareti olabilir. Doktorunuz size daha ileri tetkik ve tedavi için hastanızı acil servise getirmenizi önerebilir.

Doku reddi sıklıkla nakilden sonraki ilk 1-2 hafta içinde gelişir. Enfeksiyon veya doku reddi hastaların bir kez daha hastaneye yatırılmaları için sık bir nedendir. Doktorunuzu aramanızı gerektirecek durumlara bir kaç örnek:
  • Hastada cerrahiden sonra kanama görülebilir. Bu durum kendini vücut kan düzeyinde zaman içinde olan düşmesinden çok batına konmuş olan drenlere gelen kan miktarının artması ile saptanabilir. Genellikle bu durum karaciğere giden damarlardan birinin kanadığını gösterir.
  • Hastanın karnı daha hassas ve ateşi vardır. Karın içindeki sıvıda enfeksiyon ciddi bir komplikasyon olabilir. Enfeksiyon tanısı batındaki sıvıdan alınan az miktarda bir örneğin test için laboratuara gönderilmesi ile konur. Eğer enfeksiyon varsa sıklıkla antibiyotik başlanır ve hasta hastaneye yatırılır. Karaciğer nakli yapılan hastalarda enfeksiyon sıklıkla nakilden 1-2 ay sonra görülür.
  • Cerrahiden sonra hastanın karnı daha hassas ve cilt rengi sarıya dönebilir. Bu durum safranın geri döndüğünü ve karaciğerden yeterince boşalmadığını gösterir. Doktorunuz bu problemin nedenini araştırmak için; bigisayarlı tomografi, ultrasonografi veya anjiografi gibi bir takım testleri yapmaya ihtiyaç duyabilir. Eğer ciddi bir problem saptanırsa doktorunuz sizi tekrar ameliyata alabilir (eksploratuar cerrahi), ameliyat yapmadan takip edebilir veya tekrar acil nakil yapılması için sıraya sokabilir.

Karaciğer Nakli Muayene ve Testleri

Hasta, hastane veya acil servise başvurursa; doktorunuz kan testleri, karaciğer fonksiyon testleri, elektrolitler ve böbrek fonksiyon testlerini ister. Doktorunuz aynı zamanda bazı immunsüpressif ilaçların kan düzeylerini görmek ve bu ilaçların istenen düzeylerde olup olmadığından emin olmak için sizden kan örneği alır. Eğer enfeksiyon olma ihtimali mevcutsa viruslar, bakteri, mantar ve diğer üreyebilecek organizmalar için kültürler alınır. Bunun için idrar, balgam ve kan örneklerine bakılabilir.

Nakil öncesi testler karaciğer hastalığının şiddetini belirlemek ve hastanın bekleme listesinde nerede yer alacağını belirlemek için yapılırlar. Başlangıç döneminde yapılan bu tetkikler tamamlandıktan sonra nakil adayı hasta karaciğer nakil kurulundaki doktorlara sunulur ve değerlendirilir. Eğer bu kurulda hasta nakil adayı olmaya uygun görülürse hasta bekleme listesine alınır. Aday olan kişiye nakil öncesinde aşağıdaki testlerin bir kısmı yapılabilir:

  • Batın Tomografisi: Karaciğerin bilgisayarlı resimlerinin alındığı bu teknik doktorun karaciğerin boyutunu, karaciğer naklinin başarısını etkileyecek olan karaciğer tümörleri de dahil herhangi bir anormalliğin saptamasına yardımcı olur.
  • Karaciğer ultrasonu: Bu yöntem ses dalgaları ile karaciğerin ve onu çevreleyen organların şekilleri ortaya koyar. Aynı zamanda karaciğere kanı ulaştıran ve karaciğerden kanı uzaklaştıran damarların ne kadar iyi çalıştığını gösterir.
  • EKG: Kalbin elektriksel aktivitesini ortaya koyan bir çalışmadır.
  • Kan testleri: Kan grubu tayini dahil, tam kan sayımı, kan biokimyası ve viral çalışmaları kapsar.
  • Jinekolojik Muayene: Hastanın doktoru bu konuda yardımcı olabilir.
  • Prufiye protein derivesi (PPD) cilt testi: Tüberküloza herhangi bir maruziyetin olup olmadığını göstermek için koldan yapılan bir testtir.

Karaciğer Transplantasyonu Sonrası Tedavi:

Evde bakım:

Evde bakım denildiğinde günlük aktivitelerde karşılaşılan ameliyat öncesi de hastanın yaşamakta olduğu zorluklara karşı dayanıklılık akla gelmelidir. Bu çok uzun ve aynı zamanda yavaş gelişen bir süreç olacaktır. Yürümek başlangıçta destek gerektirebilir. Öksürmek ve derin nefes almak akciğerlerin sağlıklı kalmasını ve pnömoni gelişmesini engeller. Diyette başlangıçta sıvı gıdalar, ardından yumuşak ve son olarak da katı gıdalar yer alır. Önemli olan tüm besin gruplarından kalori ve içerik olarak yeterli gıdalar tüketmektir. Yaklaşık 3 ile 6 ay arasında hasta, doktoru onay verdiği taktirde ve kendisini iyi hissediyorsa işine geri dönebilir.

  • Rejeksiyonun önlenmesi: Evde bakım sürecinde yeni karaciğerin yaşamaya devam etmesi için gerekli olan ilaçların kullanımı ve rejeksiyonun önlenmesi gereklidir. Karaciğer transplantı yapılmış olan hasta hayatının geri kalan kısmında ilaçlarını almak zorundadır. İmmün sistem vücudu dışarıdan gelen ve sağlığı tehdit eden bakteri, virüs ve mikroorganizmalara karşı korur.
  • Ne var ki insan vücudu yeni transplante edilen karaciğeri yabancı bir doku olarak algılar; onu yok etmeye çalışır ve buna Rejeksiyon denir. İmmünsupresif ilaçların kullanımı olmazsa hastanın vücudu yeni transplante edilmiş olan karaciğeri rejekte edecektir. Bu ilaçlar her ne kadar karaciğerin zarar görmesini engellese de genel olarak immün sistem üzerinde zayıflatıcı bir etkiye sahiptir. Bu nedenle transplant hastaları belli hastalıklardan çok etkilenirler. Bu hastalıklardan korunmak için hastaların mutlak olarak belli ilaçları kullanması gerekmektedir. Genelde 2 tip rejeksiyon vardır:

o             Akut Rejeksiyon: Ameliyat sonrasında vücudun yeni transplante edilen karaciğeri tanıması sonucu başlatılan immün yanıtı vermesi neticesinde gelişen rejeksiyondur. Akut rejeksiyon tüm hastalarda gelişmez.

o             Kronik Rejeksiyon: Transplantasyondan yıllar sonra gelişen, vücut yeni karaciğere saldırmaya başladığında ve karaciğer fonksiyonlarını bozmaya başladığında ortaya çıkan rejeksiyondur. Tüm hastaların %2 ile 5’inde gelişir.

  • Transplantasyon sonrası ilk 3 ay hastanın en çok ilaç kullanımına ihtiyacı olduğu dönemdir. Zamanla bazı ilaçlar kesilir; bazılarının da dozları azaltılır. Bazı ilaç tedavilerinde hastanın kilosuna göre ayarlama yapılır. Hastanın ilaçlarını tanıması çok önemlidir. Aynı zamanda bu ilaçların kullanımı sonrasında gelişebilecek yan etkilerini de bilmeleri gerekir. ilaçların kullanımı devam ettikçe yan etkiler zamanla azalabilir veya yok olabilir. Karaciğer transplantasyonu yapılan her hasta aynı ilaçları kullanmaz. Bazı sık kullanılan ilaçlar şunlardır:
    • Siklosporin A (Neoral/Sandimmun): Rejeksiyonu önlemede etkindir. Tablet formunda satılır. Ameliyattan hemen sonra ilaca başlanır ve günlük ilaç kan düzeyleriyle ilaç tedavi şeması ayarlanarak tedaviye devam edilir.
    • Takrolimus (Prograf) rejeksiyonu önlemede ve tedavide etkindir. Siklosporin ile aynı şekilde etki mekanizması gösterir. Alkol, antibiyotikler, antifungal ilaçlar, ve kalsiyum kanal blokörleri (yüksek tansiyon tedavisi için kullanılan ilaçlar) takrolimus ve siklosporinin kan düzeylerini yükseltirler. Bazı nöroloji ilaçları (fenitoin ve barbitüratlar) ve diğer antibiyotikler de takrolimus ve siklosporin düzeylerini düşürebilirler.
  • Prednizon (Deltakortil) inflamatuar yanıtı azaltmak için kullanılır. Transplantasyon öncesi steroid intravenöz olarak verilir. Daha sonra tablet tedavisine geçilir. Prednizon aşağıdaki yan etkilere neden olabilir:
      • İnfeksiyona artmış duyarlılık
      • Osteoporoz (Kemik erimesi)
      • Kas zayıflığı
      • Tuz ve su retansiyonu
      • Potasyum kaybı
      • Bulantı
      • Kusma
      • Mide Ülseri
      • Artmış kolesterol ve trigliserid düzeyleri
      • Artmış iştah
      • Görme bozukluğu
      • Uykusuzluk
      • Akne
      • Hipertansiyon

Hastalar prednizolonu doktor söylemedikçe asla kesmemelidirler. Vücut normalde az miktarda steroid üretir. Eğer hasta fazla miktarda steroid alırsa vücut bunu fark eder ve kendi üretimini azaltır veya keser. Bu nedenle eğer bir hasta steroid dozunu aniden keserse ciddi sorunlarla karşılaşabilir. Bu nedenle doktor kontrolünde azaltılarak steroid kesilmelidir.

  • Azatiopürin (Imuran): Kemik iliğine etkili bir immünsupresif ilaçtır. Tranplante karaciğere saldıracak hücrelere etki eder. Doz hastanın kilosuna ve akyuvar sayısına bağlıdır.
  • Mikofenolat Mofetil (Cellcept) immünsupresif bir ilaçtır ve akut rejeksiyonda kullanılır.
  • Sirolimus (Rapamün) immünsupresif olarak kullanılan bir ilaçtır.
  • Trimetoprim Sülfometaksazol (Bactrim) Antibiyotiktir ve immünsupresif kişilerde fazla görülen Pneumocystis Carinii pnömonisinin tdavisinde etkilidir.
  • Asiklovir/Gansiklovir: (Zovirax) İmmünsupresif hastalarda fazla görülen herpesvirus efeksiyonlarının tedavisinde etkilidir.
  • Klotrimazol (Mycelex): Ağızda mantar enfeksiyonlarının tedaviside etkilidir.
  • Nystatin (vaginal supposituar) vajinal mantar enfeksiyonu tedavisinde etkilidir.
  • Aspirin: Yeni karaciğerin arterinde pıhtı oluşumunu önlemek için kullanılır.

 

Transplant Öncesi tedaviler:

  • Laktuloz: Transplant öncesi karaciğer iyi çalışamadığından vücuttan temizlenemeyen toksinlerin temizlenmesinde etkin bir ilaçtır. Doktorun onayı sonrasında hasta laktulozu günde 2 veya 3 kez büyük abdeste çıkacak şekilde kullanmalıdır.
  • Diüretikler: Bu ilaçlar sıvının vücudun değişik bölümlerinden atılmasında (Karın ve bacaklar) rol oynar. Fazla sıvı idrar yoluyla atılır. Hastanın günlük tartılması, ideal diüretik dozunun ayarlanmasında yeterlidir. Kan tetkiklerinin rutin yapılması diüretik tedavisinin düzenlenmesinde önemlidir çünkü vücuttan atılan sıvı ve elektrolitlerin dengesinin bozulmaması önemlidir.
  • Anti-ülser tedavi: Bu tedaviler karaciğer naklinden önce ve sonra mide ve ince barsaklarda ülser gelişimini önlemek için verilmelidir.
  • Beta-blokörler: Bu ilaçlar gastrointestinal sistemden kanama şansını azaltır. Aynı zamanda kan basıncını düşürür ve kalp hızını azaltırlar. Bu ilaçlar bazen hastanın yorgun hissetmesine neden olur.
  • Antibiyotikler: Karaciğer hastalığı olan hastalar infeksiyonlara daa duyarlı olurlar. Doktor hastayı eğer tekrarlayan enfeksiyonlar geçriyorsa uzun dönem antibiyotik tedavisi altına alabilir. Hasta doktora ateş yüksekliği, şiddetli karın ağrısı gibi enfeksiyon belirtileri olduğunda haberdar etmelidir.

Transplant sonrası tıbbi tedaviler:

Karaciğerin rejeksiyonu en sık yüksek doz steroid ile tedavi edilir. Steroid dozu 5 ile 7 günde azaltılarak kesilir. Bu tedavi genelde etkindir. Rejeksiyon tedavisi esnasında herhangi bir infeksiyon saptandığında uygun antibiyotik veya antiviral tedavi verilmelidir.

Cerrahi:

  • Hastanın karnında yapılan kesi ters dönmüş bir Y harfine benzer. Küçük, plastik drenler kesi yakınına yerleştirilerek ameliyat sonrası gelişen sıvı ve kan dışarı alınır. Bu drenler negatif basınçlı hemovak dren olarak adlandırılır ve batın içinde biriken sıvıyı negatif basınçla vakum etkisiyle çekerek vücut dışına alır. Operasyon yerinde cerrah uygun gördüğü sürece kalır ve getireni azaldığında çekilir. T-tüp adı verilen bir tüp hastanın safra yoluna konabilir . Bu safranın hem karaciğerden duodenuma akmasını hem de dışarı akmasını sağlar. Safranın rengi altın sarısından koyu yeşile kadar değişiklik gösterebilir. T-tüp ameliyattan sonra 3 ay boyunca hastada kalır. Cerrahiden sonra erken dönemde safranın yapıldığının görülmesi transplante karaciğerin fonsiyon gördüğünü gösteren önemli bir bulgudur.
  • Cerrahiden sonra hasta yoğun bakım ünitesine alınır. İlk gün anestezi doktorları tarafından gerekli görüldüğü taktirde solunum cihazına bağlanır ve bu şekilde izlenir. Hasta yeterince uyanık olduğunda ve soluk alıp verebilecek duruma geldiğinde mekanik ventilatörden ayrılır ve enfeksiyonu yoksa yoğun bakım ünitesinden servise alınır. Serviste izlemi boyunca günlük kan sayımı ve biyokimya testleri yapılır. Akciğer grafisi çekilir. Kan sayımına göre kan transfüzyonu gerekebilir. Ameliyattan sonra ortalama olarak hastaneden çıkış süresi 1 ila 3 hafta arasında değişir.

Takip:

  • Karaciğer transplantasyonu sonrası hastaneden taburcu olduktan sonra hasta transplant cerrahını ve/veya hepatoloğu 3 ay boyunca en az haftada 1 kez ziyaret etmelidir. Bu süreçten sonra hastanın takibi primer doktor tarafından ayarlanır.
  • İdeal olarak transplant cerrahı ve hepatolog hastanın durumunu kan testleri ve ilaç düzeyleri ile takip eder. Operasyondan 1 yıl sonra takip hastaya göre düzenlenir. Hastanın beklenmeyen herhangi bir durumda ( ateş yüksekliği, sarılık, idrar renginin koyulaşması, karın ağrısı, bulantı, kusma) yakınmaları olması durumunda acil servise başvurması gerekir.

Korunma

Karaciğer nakli olacak hastaların, nakil öncesi dönemde karaciğer hasarını arttırabilecek ilaçları almamaları gereklidir.

  • Yüksek dozlarda alınan Parasetamol (Parol, Vermidon, Minoset, Panadol, Tamol…vs) karaciğere zarar verebilir. Parasetamol çok sayıda ileacın içinde bulunduğundan karaciğer hastalığı olan insanların bu ilaca karşı uyanık olmaları gereklidir.
  • Karaciğeri tam olarak çalışmayan hastalarda; uyku ilaçları ve benzodiazepinlerin (Diazem ve benzeri ilaçların) kan seviyelerinde daha hızlı yükselmeler görülebilir. Bu ilaçları alan kişide giderek kötüleşen bir sersemlik hissi görülür ve bazılarında komaya neden olabilir. Mümkünse bu ilaçlardan uzak durmak gerekir.
  • Bazı öksürük şurubu ve diğer ilaçlarda alkol bulunabilir. Alkol karaciğere çok ciddi hasar verir. Dolayısıyla en iyisi alkol içeren ilaçlardan uzak durmaktır.
  • Bayan nakil adayları doğum kontrol haplarını kullanmamalıdır. Bu ilaçlar kan pıhtılaşmasını arttırıcı etki gösterir.
  • Hiçbir nakil adayı canlı virüs aşılarını olmamalıdır (özellikle polio (çocuk felci) aşısı). Ayrıca aynı evde yaşayanlar da bu tür aşıları olmamalıdırlar.
  • Transplantasyondan sonraki ilk bir yıl içinde hamile kalmaktan kaçınılmalıdır. Eğer bir kadın hamile kalmak istiyorsa, bu duruma özel riskleri öğrenmek için transplantasyon ekibiyle konuşmalıdır. Karaciğer nakli yapıldıktan sonra başarılı bir şekilde hamile kalmış ve doğurmuş birçok hasta vardır. Ancak bu hastalarda erken doğum riski olduğundan yakın takip edilmelidirler. Bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların süte geçme özelliği olduğundan nakil sonrası doğum yapan kadınların emzirmesi önerilmez.

 

Karaciğer nakli sonrası hayat  

  • Karaciğer naklinden sonra bir yıllık sağ kalım nakil öncesinde evinde yaşayan insanlarda % 90 iken. Cerrahi müdahale öncesinde hastanede yatan kritik durumdaki hastalarda bu oran %60’dır. Beş yıllık sağ kalım %80’dir. Daha iyi immunsupresan ilaçların kullanıma girmesi ve dünyanın bu konuda tecrübesinin artması ile birlikte bu oran daha da artacaktır. Hastanın nakil sonrası deva eden tedavi planına sadık kalması başarılı bir tedavi için vazgeçilmezdir.
  • Genelde nakilden sonraki ilk bir yıl içinde hastada ateş olursa hastaneye yatırılır. Kusma nedeniyle bağışıklık baskılayıcı ilaçlarını almayanlar da hastaneye yatırılır. Bir yıldan sonraki dönemde gelişen ateş için genelde hastaneye yatmadan tedavi verilir. İlaç dozları hastaya göre ayarlanır ve ilk bir yıldan sonra önceki kadar yüksek olmayan ilaç seviyeleri yeterli olacaktır.

Karaciğer naklinden sonra görülebilecek komplikasyonlar:

  • T –tüp yerinin infeksiyonu: Bu tüpler safrayı vücut dışına alma görevini üstlenirler. Bütün hastaların bu tüpe ihtiyacı yoktur. Bazen bu tüpün vücuda giriş yeri mikrop kapabilir (infeksiyon). Bu durumda hasta T-tüp yerinin etrafında bir yanma hisseder, ciltte kızarıklık olur ve tüp yerinden çıkabilir.
  • T-tüpün çıkması: T-tüpün üzerinde cilt ile arasında yer alan dikişin kopması ile tüp yerinden çıkabilir. Vücudun dışında kalan kısmının boyunun uzaması ile şüphelenilmelidir.
  • Safra Kaçağı: Safranın safra kanallarının dışına kaçmasına safra kaçağı denir. Hastada bulantı, ağrı (karnın sağ üst tarafında) veya ateş görülebilir.
  • Safra stenozu: Safra kanalında daralma ile safra akımının kesilmesine safra stenozu denir. Safra vücuda geri dönerek, hastada cilte sarılık olmasına neden olur.
  • İnfeksiyonlar: Bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanımının bir sonucu olarak infeksiyonlar ( mikrobişk hastalıklar) görülebilir. Bu ilaçlar vücudun karaciğer reddetmemesi için vazgeçilmez olsa da; bakteri, virus ve mantarlara karşı vücudun savuna mekanizmasını bozduğu da kabul edilmesi gereken bir gerçektir. Hastaları en sık etkileyen mikroorganizmalara karşı koruyucu ilaçlar verilmektedir. Aşağıdaki infeksiyonlardan herhangi biri geliştiğinde transplantasyon ekibine bildiriniz.
  • Virusler:
  • *Herpes Simplex Virusleri (Tip I ve II): Bu virüsler en sık deride daha nadir olarak göz ve akciğerde infeksiyon yaparlar. Tip I ağız çevresinde, içi sıvı dolu uçuklara neden olur. Tip II genital bölgede uçuklara neden olur. Kadınlarda vajinal akıntı olabilir.
  • Herpes Zoster Virüsü (Zona): Suçiçeği hastalığından sonra aynı virüsün tekrar aktif hale gelmesi ile oluşur. Vücudun her hangi bir yerinde geniş olarak çok sayıda kabarcıklar il kendini gösterir. Genelde ağrılıdır ve hastalar kabarcıkların olduğu bölgede yanma hissederler.
  • Sitomegalovirüs (CMV): Transplantasyon hastalarını en sık etkileyen virüslerden biridir ve en sık transplantasyondan sonraki ilk 1 ay içinde gelişir. Belirtileri; yorgunluk, yüksek ateş, eklem ağrıları, baş ağrısı, karın ağrısı, görme bozuklukları ve zatürredir.
  • Mantar İnfeksiyonları: Kandida (Pamukçuk), ağız , yemek borusu, vajinal bölgeler veya kan dolaşımını etkileyebilen bir infksiyon meydana getirir. Ağızda ve çoğunlukla dilde yama tarzında beyaz plaklar görülür. Yemek borusuna doğru yayılabilir ve yutmayı zorlaştırabilir. Vajinadan beyaz peynir kıvamında bir akıntıyla kendini gösterir. Kanda mantar hastalığı varlığını göstermek için ateş olduğunda doktorunuz kan kültürü almalıdır.
  • Bakteri İnfeksiyonları: Bir yarada (ameliyat yarası dahil olmak üzere)akıntı, hassasiyet, kızarıklık ve şişlik varsa, bir bakteri ile infekte olmuş olabilir. Hastanın ateşi olabilir veya olmayabilir. Uygun antibiyotiği bulmak için yara kültürü (hangi mikroorganizmanın bulunduğunu saptamak için yapılan tahlil) alınması gereklidir.
  • Diğer İnfeksiyonlar: Pneumocystis Carinii mantara benzer bir mikroptur ve zatürreye neden olur. Hastada hafif kuru bir öksürük ve ateş olur. Bu infeksiyondan korunmak için TMP+SMX (Bactrim) kullanılır. Hastada infeksiyon gelişirse yüksek doz veya damardan antibiyotik kullanımı gerekecektir.
  • Diabet (Şeker hastalığı): Kan şekerinin çok yüksek olduğu durumdur. Buna hastanın aldığı ilaçlar neden olabilir. Hastada susuzluk hissi, artmış iştah, bulanık görme, sık ve çok idrara çıkma görülebilir. Bu problemler görülürse transplantasyon ekibi bilgilendirilmelidir. Kan şekerinin ölçülmesi için parmak ucundan şeker ölçümü tanı koymak için çoğu zaman yeterlidir.
  • Yüksek tansiyon: ilaçların yan etkisi olarak görülebilir. Doktoru her ziyaretinizde tansiyonunuz ölçülecektir. Ve yüksek bulunursa uygun bir ilaç başlanabilir